Tatilinize yön veriyoruz...

Gökçeada Gezi Rehberi

Gökçeada denizin toprakla,yeşilin maviyle,huzurun yaşamla bütünleştiği bir yerdir…

Sevgi dostluk ve hoşgörünün öteki adı  olan Gökçeada

M.Ö 2000 yıllarına kadar uzanan geçmişi ile  tarihin her döneminde farklı kültürlere ev sahipliği yapmıştır.

Atinalılar,Romalılar,Bizanslılar,Venedikliler…..

Çanakkale ilçesine bağlı,   Türkiye’nin batı ucundaki en son kara parçası olan Gökçeada Ege denizinin Kuzeybatısında, Gelibolu Yarımadasının karşısında yeralır,

Gökçeada serüveni masmavi ege sularında yapılan yolculukla başlarken,adaya yaklaşırken misafirlerini kekik kokan havası karşılar,

Adanın ilk girişi sizi sakın yanıltmasın,efsanevi güzellikleri içerilerde gizli…

 

 

 

İstanbul’dan karayolu ile yaklaşık 4,5 saatte önce Çanakkale, ardından 1 saat 15 dakikalık fetibot yolculuğu ile Gökçeada’ya varabilirsiniz

 

 

Orman,vadi,taşlık,kumsal,tuz gölü,kumu , göleti,barajı,şelalesi,

çınarlar,zeytinlikler,bağlar bahçeler….

Hemen her coğrafi özellikten bir örneğinin sahibi Gökçeada’da kimse acele etmiyor,

konuşmalar yavaş,alışveriş bile çay kahve molalarıyla kesintili, aceleye ne gerek var,

Ada sakin, zaman çok , koşturmanın da bir işlevi kalmıyor.

Türkiye’nin En büyük adası olma özelliğine sahip ve aynı zamanda bir kültür mozaiği olan Gökçeada;

Denizin diplerinde uçurumlarda Tenedosla kayalık imroz arasında bir mağara vardır, geniş kocaman…

dinlendirirdi atlarını orda poseidon yeri sarsan.

Tarihçi homeros ilyada destanında deniz tanrısı Poseidon’un ülkesi İmbroz’un

Kuzey Ege sularında olduğunu anlatır,

İmbroz yani Gökçeadayla  tam karşısındaki samothraki yani Semendirek adasının arasıdır, Homeros’un tanımladığı deniz.

Bu sular mitelojideki çoğu efsanenin vatanıdır aynı zamanda.

Sarp kayalıklarla çevrili Gökçeada tepelerden ve ovalardan oluşan doğal yapısından dolayı Homeros tarafından

dalgalı anlamına gelen Pepaloiza (κυματιστά) diye adlandırılmış,

Gelibolu Yarımadası’na 11 , Limni’ye ise 16 mil uzaklıkta , bir uçtan diğerine 30km’lik bir toprak parçasının üzerine

kurulu Gökçeada Türkiye’nin en büyük adasıdır.

Çanakkale Eceabat’dan kalkan feribot dışında bir de Havaalanı mevcut

 

Bu gün Çanakkale’ye Kayakamlığı’na bağlı Gökçeada’da 7 köy bulunuyor

Yenibademli,  Bademli, Kaleköy, Zeytinli, Tepeköy, Dereköy, Uğurlu

Tanrılar tanrısı Zeus, Küçük Asyadan,Olimpos daki evine giderken Saros’daki soğuk dalgalarda dinlenir,

oradan Gökçeada öpücüklerini rüzgarla birlikte yollarmış,

Oysa bugun olsa Zeus arabalı feribota binebilir 🙂 ve Gökçeada’ya kendi ayak basıp opücüklerini orada şahsen

teslim edebilirdi 🙂

Gökçeada farklı kültür ve dinlerin buluştuğu mitolojide ve destanlarda oldukça işlenen

dünyanın en eski medeniyetlerinin barındığı bir yer,

köylerin birçoğu yüksek yerlere kurulmuş,

özellikle Bizans döneminde korsanlığın artmasıyla tehlikeli olan kıyılardan uzaklaşan halk buralara yerleşmiş,

Biliyorsunuz son zamanlarda yükselen bir trend var, Şehrin yoğun yaşamından bunalanlar eski rum köylerinden

ev satın alıyorlar ve burada yaşıyorlar, işte

ZEYTİNLİKÖY’de böyle bir köy,

o yuzden evler daha güzel,daha bakımlı ve yaşam dolu…

bavi boyalı ve dantel perdeli evlerin pencerelerinden  rum müzikleri duyulan bu köyü çok seveceksiniz…

 

peki ev alacak parası olmayanlar ne mi yapıyor , onlar da köyün meşhur dibek kahvecilerinde alıyorlar soluğu 🙂

çünkü zeytinliköy dibek kahvesi ile meşhur bir köy,mutlaka Dibek Kahvesi içmenizi öneriyoruz

eski zamanlarda çay bile yokmuş bu köyde, hatta çok çok eskiden ,arpa ve nohutu kavurup öğütüp,  kahve niyetine içilirmiş,çünkü eski zamanlarda kahve de yokmuş,

Dibek kahvesi; Dibek taşında üzerine demir bir dövücüyle vurularak toz haline geliyor ve lezzetini kazanıyor,ve sonrasında elekten geçirilip masanıza bir ziyafet şöleni geliyor.

Aynı zamanda Sakızlı dibek kahvesi de bizim favori lezzetimiz,sadece sakızlı dibek kahvesi değil bir de Sakızlı Muhallebi de kahve kadar meşhur bu köyde yanına da ev yapımı sakızlı dondurma çok yakışıyor , bizden söylemesi….

 

Zeytinliköy’de biribirinden lezzetli mekanlar var

burası merkeze 8 km uzaklıkta

KEŞFETMEK İÇİN TIKLAYIN

 

Ada kendi içinde de sürprizlerle dolu, Nareddin Hoca Ters binermiş eşşeğine,  Zeytinliköy’de eşeğe yan binen köylüler görebilirsiniz mesela ,yollar engebeli olduğu için buşekilde binince düşme riskleri daha azmış.

Gökçeda’nın her bir tarafı buram buram kekik kokuyor, yedikleri içtikleri tamame doğal,

çok iyi komşuluk ilişkileri var, burada yaşama bakış açınız güzelleşir…

Güneşin doğuşunu ,gün batımını,  yıldızları,  saman yolunu ,gökyüzünün rengini en muhteşem haliyle seyre dalabileceğiniz eşsiz bir yer.

Burada kendini daha bir  özgür hissediyor insan

Trafikten şehrin gürültüsünden,trafik ışıklarından , kirli havadan bunaldıysanız gelin Gökçeada’ya bir nefes alın,

Gökçeada insanın ömrüne ömür katıyor…

Küçükbaş hayvanın en fazla olduğu ada Gökçeada, bir rivayete göre; yıllar önce insanlar kestikleri kuzuları

ada’nın dört bir tarafındaki ağaçlara asarlarmış, ve hangi kuzu en geç bozulursa köyler oraya kurulurmuş,

TEPEKÖY’de bu köylerden birisi,

M.Ö 2000 yıllarda gelip buraya yerşelen Atina’lıların torunları yaşıyor bu köyde

Köyde herkes birbirine akrabaymış,

15 Ağustosta Meryem Ana Festivali burada kutlanıyor,

Ada’nın eşsiz manzarasına mutlaka bir de Tepeköy’den bakın

Adada kendi şarabını kendisi üreten Barba Yorgo ile tanışıp eskilere dair bir sohpet edebilirsiniz. Ürettiği şarapları dışarıya pek vermeyen Barba Bey’in bir şartı var,

Gökçeada’ye gelip Tepeköy’ü ziyaret ederseniz Barba bey’in şaraplarından alabiliyorsunuz.

Buradaki Rumların çoğu türk vatandaşı ve askerlik yapıklarını gururla paylaşıyorlar sohpet esnasında…

DEREKÖY

Hala kullanılan bir Klisesi ve asırlık Çamaşırhanesi ile ilgi çeken köşelerden birisi de  burası, geçmişte rum kadınları bu çamaşırhaneye gelip, buradaki ocaklarda sularını ısıtıp ,oyuk taşlarda çamaşırlarını yıkarlarmış, ve hala bu çamaşırhanenin kullanıldığı da ilgimizi çeken bir ayrıntı…

GİZLİ LİMAN

Dereköyden ayrılıp yola devam ettiğinizde Uğurlu köy’de bulunan Gizli Liman muhteşem manzaralı bir deniz                boncuk boncuk taşardan oluşan bir kuma sahip bir yer burası,denizi çabuk derinleşen bir deniz olan gizli limanda güneşlenirken bazı sevimli misafirler ziyaretinize gelebilir ,ikramdan kaçınmayın

misafirperver keçiler çocuklarınızın çok hoşuna gidecek,ayrıca çok geniş bir kumsalının olması , dip dibe oturmadan , ailenizle daha rahat zaman geçirmeniz için gayet uygun,

buram buram kekik kokusuyla güneşlenip, giderken yanınıza almak isteyeceğiniz çok güzel taşlar ve boncuk kumlar var.

KAYA MEZARLARI

Kokina mevkisinde bulunan kaya mezarı da ilginizi çekebilir

AYDINCIK PLAJI TUZ GÖLÜ

Aydıncık Plajında bulunan  Tuz Gölü  tatilcilerin dikkatini tuzdan daha çok çamuruyla çekiyor,

kapkara insanlar görürseniz şaşırmayın onlar afrikalı değil  tuz gölü karaları onlar 🙂

sonrasında denize değilde kumsaldaki duşaları kullanmaları yada gene tus gölünde temizleneleri denizin berraklığı için önemli diye düşünüyoruz şahsen 🙂 bir gökçeada sever olarak…

çamurun bayağı pis koktuğu gerçeğini de göz ardı etmeyin deriz,ayrıca kükürt barındırdığı için saçlara sürülmesi de tartışılır bir konu…

DÜNYA’NIN EN GÜZEL PLAJLARINDAN AYDINCIK PLAJI

Tuz Gölü’nün yanıbaşında 2.5km kumsalı bulunan Aydıncık Plajında Sörf egitimi veren yerler de mevcut,burası yılda 300 gün rüzgarlı bir yer,

Türkiye ve Dünyadan bir çok sörfçünün ziyaret ettiği Aydıncık, Aktivite yapabileceğiniz bir kumsal,

Sörf için keşfedilmemiş bir cennet

Bu kumsalda Kuzey Güney doğrultusunda karadan esen bir rüzgar var,denize dalga yaratmadan yelkenleri dolduruyor ve bu sörf için çok özel bir durum,

2.km bir Sörf parkuru olan Aydıncık,konaklama imkanı sunan tesislerde mevcut (çadır,karavan,pansiyon,otel)

AYDINCIK KONAKLAMA YERLERİ İÇİN TIKLAYIN

5 , 6 yaşında çocukaların bile sörf yaptığını görünce siz de kendinizi tutamayacaksınız 🙂

bu arada dikkatimizi çeken konuyu da sizinle paylaşmak istedim;

biz Çılgın  Türkler çocuklarımızı korumak içgüdüsüyle sanırım, üzerlerinde gereksiz bir baskı kuruyoruz ve bu onlarda özgüven kaybına mı yol açıyor acaba diye konuşuruz eşimle hep,

bir gün Aydıncık’da kumsalda oynayan bir küçük çocuk ve onun peşinden koşan ve her hareketine müdahale eden anne vardı, kumsalın diğer tarafındaki  başka bir görüntüyle okadar çelişiyorduki…

küçücük bir çocuk en fazla 5 yaşlarında( sanırım romen asıllı )kendisine göre iddalı bir sörf tahtasını taşımaya çalışıyor,

biz ayy şimdi düşücek gidip yardımmı etsek diye düşünürken , 🙂 bir baktık anne ve babası önden gidiyor

ve cocuk hiç bir şekilde düşmeden tırmana tırmana sörfüyle denize indi ,

özgüveni tam kendinden emin,biz şaşırarak ve hayranlıkla izledik o derece yani 🙂

çocuklarımıza başarmaları için şans vermeliyiz,bırakın düşsünler,kalkarlar 🙂

ve bu deniz birden derinleşmediği için çocuk dostu da aynı zamanda,karavanla da konaklayabileceğiniz yerler de mevcut,

Aydıncık plajı kumsal partilerinin olmadığı,kafa dinlemeyi sevenlerin ve sadece denize girip sörf yapabileceğiniz bir kumsal, hep böyle kalması dileğiyle…

 

YILDIZKOY

Değişik doğal  kaya heykellerinin  harika bir atmofer oluşturduğu harika bir koy,

suyu sıcak,fakat taşlar çok kaygan olduğu için dikkat edilmesi gereken bir koy,

Burası Yenibademli köyüne yürüme mesafesinde olan bir koy

denizi masmavi olan bu koy İlk Deniz Altı Milli Parkı

Dalış aktivitesi yapılabilen muhteşem bir akvaryum

DALIŞ MERKEZLERİ İÇİN TIKLAYIN

 

 

Gökçeada o kadar büyük bir ada ki, eğer iç kısımlarda çok vakit geçirirseniz denizi hiç görmüyorsunuz ve bir adada olduğunuzu unutabiliyorsunuz 🙂

o yuzden Gökçeada’ya gelmişken bir Tekne Turu yapıp denizden keşfedin deriz ,

Mitolojide deniz tanrısı poseidon’un atlarını dinlendirdiği ahır , Gökçeada ile Bozcada arasındaki denizin dibindeymiş, Poseidon sinirlendiği zaman atlarını koştururmuş,önce Gökçeada’dan geçermiş Troya’yı sallarmış,

depremlerin bile bu şekilde olduğuna inanılırmış. Yine sinirlendiğinde üç çatallı yabayı fırlatırmış,

o zamanda fırtınalar ve dalgalar oluşurmuş,  epey huysuz bir adammış yani 🙂

oyüzden adadayken sakin bir deniz yolculuğu yapmanız için bu adamı hiç sinirlenmemesi için dua edin 🙂

Efsaneye göre eskiden çok yaşlı ve huysuz bir kadın yaşarmış, ve onunda bir sürü koyunu ve keçisi varmış,

kadın cennete gitmek için butün topladığı sütlerden peynir kalıpları yapmış ve üst üste dizmiş,

fakat kimseyle paylaşmamış , Tanrı bu duruma çok sinirlenmiş ve onu cezalandırmaya karar vermiş,

mart ayında buraya bütün soğuk rüzgarları ve fırtınaları göndermiştir,böylece kadının hem peynirleri  hem de kendisi donmuş ,işte Peynir kayalıklarının hikayesini okudunuz…

Gökçeada’nın sloganı organik tarım ve doğal yaşam , nezaman bir restorana girseniz orada bulacağınız gıdalar

daima doğaldır,gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz

ORGANİK LEZZETLERİ KEŞFETMEK İÇİN TIKLAYIN

 

Gökçeada’da 6 adet anıt ağaç bulunmakta;

bunlardan bir tanesi Tepeköy’de bulunan 625 yaşındaki asırlık çınar

okadar büyükki tüm park alanını kaplamış,buradaki Anıt ağaçlar Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunları ile koruma altına alınmışlar.

 

 

Gökçeada’yı araçla 2 ile 3 saatte gezmeniz mümkün,aynı zamanda ada’nın etrafını botla da gezebilirsiniz, bu da tüm gününüzü alabilir 🙂

 

Zeus Gökçeada’ya aşık oldu Poseidon koruması altına aldı,  Dionysos   ise keyfini sürdü…

Antik yunan tanrıları buraya gelip gün batımını seyrediyorlar mıydı bilinmez ama ,siz siz olun

Gökçeada’da gün batımını seyretmek için mutlaka yukarı kaleköy’e gidin , çünkü

burda güneş bambaşka batıyor….

 

Gökçeada’da yaşayacağınız bir hafta sonu tatili inanın tüm yılın yorgunluğunu atmaya birebir…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Top